-->

  • 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Notları - II. Ünite Şiirde Yapı, Söz Sanatları, Teşbih, İstiare, Teşhis, İntak, Tezat, Mübalağa

    Söz Sanatları

    1 ) Teşbih (Benzetme) :

    Anlama güç katmak için, aralarında gerçek ya da mecaz, çeşitli yönlerden ilgi, benzerlik bulunan en az iki varlıktan zayıf olanı nitelik bakımından güçlü olana benzetme sanatıdır.

    Teşbih sanatında en az iki, en fazla dört öğe bulunur. Öğeleri şunlardır :

    1- Benzeyen: Birbirine benzetilen şeylerden nitelikbakımından güçsüz olanıdır.

    2- Kendisine Benzetilen: Birbirlerine benzetilen şeylerden nitelik bakımından daha üstün ve güçlü olanıdır.

    3- Benzetme Yönü: Benzeyen ve kendisine benzetilen arasındaki ortak noktadır. Zaten benzetme bu ortak noktayı belirtmek için yapılır.

    4- Benzetme Edatı: Benzeyen ve kendisine benzetilen arasında benzetme ilgisi kuran kelime veya ektir.

    Örnek: Bu sesler dokunuyor en ağrıyan yerime,
                Bir eski çıban gibi işliyor içerime.
                (Ayak Sesleri/ Necip Fazıl Kısakürek)

    Benzeyen: Sesler
    Kendisine benzetilen unsur: Eski çıban
    Benzetme yönü: Batmak,işlemek
    Benzetme edatı: Gibi

    Örnek: Kömür gözlüm, gül dudaklım
                Sen de bir gün perişan ol
                Hicranî

    Benzeyen: göz-dudak
    Benzetilen: kömür–gül

    2) İstiare (İğretileme) :

    Sadece benzeyen ya da benzetilenle yapılan teşbihe istiare denir. Açık istiare ve kapalı istiare olmak üzere ikiye ayrılır.

    a- Açık istiare: Benzetme öğelerinden sadece kendisine benzetilenin bulunduğu benzeyenin bulunmadığı istiaredir.

    Örnek: Yüce dağ başında siyah tül vardır.

    Benzeyen: bulut (söylenmemiş)
    Benzetilen: siyah tül (söylenmiş)

    Örnek: Havada bir dost eli okşuyor derimizi

    Benzeyen: Rüzgar (söylenmemiş)
    Benzetilen: dost eli (söylenmiş)

    b- Kapalı istiare: Benzetme öğelerinden sadece benzeyenle yapılan istiaredir. Kapalı istiarede kendisine benzetilen yer almaz.

    Örnek: Yüce dağların başında
                Salkım salkım olan bulut.

    Benzeyen: Bulut (var)
    Kendisine benzetilen: üzüm (yok)

    Örnek: Bir arslan miyav dedi
                Minik fare kükredi
                Fareden korktu kedi
                Kedi pır uçuverdi

    Dörtlükte "aslan" , "miyav" sözcüğüyle kediye; "fare" , "kükredi" sözcüğüyle
    aslana; "kedi" , "uçuverdi" sözcüğüyle kuşa benzetilmiştir. Ancak dörtlükte benzetilene yer verilmemiştir.

    3) Teşhis (Kişileştirme) :

    İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıklara insana özgü bir özellik verme sanatına teşhis denir.

    Örnek: Ağlama karanfil beni de ağlatma
                Sil göz yaşlarını

    4) İntak (Konuşturma) :

    İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıkların konuşturulması sanatıdır. Konuşturma kişileştirmeden sonra gelir. Varlıklar önce kişileştirilir sonra gerekirse konuşturulur. Her intakta bir kişileştir me vardır ama her kişileştirmede bir intak yoktur. Fabllar bu sanata örnektir.

    Örnek: Mor menekşe:’’Bana dokunma;’’diye bağırdı.

    5) Tezat (Karşıtlık) :

    Aynı varlığın, olayın, durumun birbirine karşıt iki yönünü bir arada belirtmeye ya da birbirine karşıt kavramlar arasında ilgi kurmaya tezat denir.

    Ömrümde zarar sız günümü bilmem
    Her senede yüz milyonluk kârım var. (Huzuri)

    Aşk derdiyle hoşem el çok ilâcımdan tabip
    Kılma derman kim helakim zehr-i dermânındadır (Fuzuli)

    6) Mübalağa (Abartma) :

    Bir sözün etkisini arttırmak amacıyla bir şeyi olduğundan çok göstermek ya da olmayacak biçimde anlatma sanatıdır.

    Örnek: Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan şühedâ

    Örnek: Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
                Gömelim gel seni tarihe desem,sığmazsın.

    7) Telmih (Hatırlatnma) :

    Söz arasında herkesin bildiği bir olaya ya da kişiye işaret etme sanatı.

    VefasızAslı’ya yol gösteren bu,
    Kerem’in sazına cevap veren bu.
    Gökyüzünde İsa ile,
    Tur dağında Musa ile,
    Elindeki asa ile,
    Çağırayım Mevlam seni. (Yunus Emr)

    8) Tecahül-i Arif (Bilip de Bilmezlikten Gelme) :

    Anlam inceliği oluşturmak için herkesçe bilinen bir gerçeği bilmez görünerek anlatma sanatıdır.

    Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
    Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?
    Cahit Sıtkı Tarancı

    9) Hüsn-i talil (Güzel Bir Nedene Bağlama) : 

    Sebebi bilinen bir olayın meydana gelişini,gerçek sebebinin dışında başka,güzel bir nedene bağlamadır.

    Senin o gül yüzünü görmek için
    Sana güneş bakmak için doğuyor.

    10) Tenasüp (Uygunluk) :

    Anlam yönünden birbiriyle ilgili sözcükleri bir arada kullanmaktır.

    Örnek: Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabip
                Kılma derman kim helakim zehr-i dermendadır.

    Bu dizelerde "dert, derman, ilaç, tabip" birbiriyle ilgili sözcükler olarak kullanılmıştır.

    11) Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması) :

    Bir sözün benzetme amacı güdülmeden başka bir sözcük yerine gerçek anlamı dışında kullanılması sanatıdır.

    Örnek: Ankara bu olaya tepki gösterdi.

    Burada tepki gösteren şehir değil. Anakara da bulunan hükümettir. Mecaz-ı mürsel yapılmış. Şehir söylenmiş hükümet kastedilmiştir.

    Örnek: Cemil Meriç’i her okuyuşumda yeni bir şeyler buluyorum.
    Yani kitabını okuyorum kendisini değil.

    ŞİİRDE YAPI

    Şiirin yapısı anlam ve ses kaynaşmasından oluşur. Anlam ve ses kaynaşmasından oluşan nazım birimlerine beyit, kıt’a, bent, mısra gibi isimler verilir. Dize, beyit, dörtlük gibi birimlerle ölçü, kafiye düzeni, tema ve imgeler belli bir bütün oluşturarak şiirde yapıyı meydana getirir.

    Nazım biçimi: Bir şiirde dizelerin kümelenişinden, uyakların sıralanış düzeninden ve ölçü özelliklerinden doğan örgüye denir. Nazım biçimlerini belirlemede en temel ölçüt nazım birimidir.

    Nazım türü: Bir şiirin konusuna göre aldığı addır.

    Nazım birimi: Bir manzumede anlam bütünlüğü taşıyan en küçük parçaya nazım birimi denir. Nazım birimi en az iki dizeden oluşmak üzere üç, dört, beş veya daha fazla dizeden oluşabilir.

    Mısra (Dize): Bir şiirin her bir satırına dize denir.

    Beyit: İki dizeden oluşan nazım birimine beyit denir.

    Örnek: Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
                Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
                                 Kanuni Sultan Süleyman

    Kıt’a (Dörtlük): Dört dizeden oluşan nazım birimine kıt’a veya dörtlük denir.

    Örnek: Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim
                Yer yüzünde yer beğen
                Nereye dikilmek ister sen,
                Seni oraya dikeyim!
                             Arif Nihat Asya

    Bent: İkilik ve dörtlük dışında kalan 3,5,7 veya daha fazla eşit satıdaki dizelerden oluşan nazım birimine bent denir.

    Bugün Cuma
    Büyük annemi hatırlıyorum
    Dolayısıyla çocukluğumu
    Uzun olsaydı o günler!
    Yere düşen ekmek parçasını
    Öpüp başıma götürdüğüm günler!

    Konu: Üzerinde söz söylenen herhangi bir olay,düşünce veya duruma konu denir. Bir şiir birden fazla konuya değinebilir.

    Tema: Şiirin bütününe hakim olan duygu veya hayale tema denir.

    Şiirin yapısını oluşturan tüm bu öğeler gerek Divan edebiyatımızda gerekse Halk edebiyatında gelenek çerçevesi içerisinde çeşitli nazım şekilleri ve türleri oluşturmak amacıyla belli ölçülerde kullanılmıştır. Oluşan bu nazım şekilleri ve türleri Halk edebiyatı ve Divan edebiyatı nazım şekilleri ve türleri başlıkları altında ele alınırlar.
  • YOUTUBE KANALIMI ZİYARET EDİN

    Youtube'da seslendirdiğim şiirleri paylaşıyorum. Youtube kanalıma da abone olursanız sevirim.

    Video Of Day

    ADRES

    Kağıthane/İstanbul

    EMAIL

    omersalihgul@gmail.com
    omersalihgul@hotmail.com